14 Nisan 2015 Salı

JOHNS ON'S® Global Banyo Raporu




Dünyada ve Türkiye’de 3.900’den fazla ebeveynin katıldığı, JOHNSON'S® Global Banyo Raporu göre;
·         Türk ebeveynlerin %70’i banyo zamanının çocukları ile geçirdikleri en kaliteli zaman olduğunu ifade ediyor.
·         Türk ebeveynlerinin çoğu yine banyoyu çocukları ile geçirdikleri özel bir aktivite olarak tanımlıyorlar (71%).
·         Dünya genelinde ebeveynlerin yarısından azı (%42), banyo zamanını bebeklerinin beyin gelişimi için son derece önemli olduğunu söylerken, bu oran Türkiye’de %36.
·         Türk ebeveynlerine göre, beyin gelişimi için önem sırasında banyo, sağlıklı yemek, oyuncaklarla oynamak ve bebek ile iletişimden sonra geliyor.
·         Dünya genelindeki ebeveynlerin yaklaşık dörtte biri (%23) ile kıyaslandığında, Türk ebeveynlerin %32 si bebeklerinin beyin gelişimi için bebeklerine masaj yapmanın son derece önemli olduğunun bilincinde.
·         Türkiye’de ebeveynler çocuklarına haftada 2 kere banyo yaptırırken bu rakam dünya genelinde 6.
·         Türk bebeklerin banyo süresi* 18 dakika, dünya ortalaması ise 20 dakika.
·         Ebeveynlerin büyük çoğunluğu (%85) banyo ile ilgili olumlu duygular hissediyor.  Banyoyu bitirdikten sonra en yoğun hissettikleri duygu ise mutluluk.
·         Banyo, Türk ebeveynlerinin bebeklerini sakinleştirmek için başvurduğu yöntemler arasında ilk sıralarda geliyor.
·         Türkiye’deki 'Akıllı Telefon Kuşağı' ebeveynlerinin çoğu, çocukları ile ilgilenirken cep telefonlarının sıklıkla dikkatlerini dağıttığını kabul ediyor. Ebeveynlerin %61’i oyun sırasında, %55’i sarılma, kucaklaşma anlarında, %53’ü yemek zamanında cep telefonları ile ilgileniyor. Banyo zamanı ise, teknolojinin giremediği kurtarılmış bir bölge ve ebeveynler banyo zamanı sırasında cep telefonlarını nadiren kullandıklarını veya hiç kullanmadıklarını belirtiyorlar.  
·         Ebeveynler güzel kokan banyo ürünlerinin bebek banyosunun önemli bir parçası olduğunu belirtiyorlar.
·         Türk ebeveynlerin coğunluğu için banyo zamanı uyku rutininin bir parçası.
·         Türk anne ve babaları, birden fazla çocukları var ise beraber yıkadıklarını söylüyorlar.
·         Türkiye’de ve dünyada banyo zamanından genelde anneler sorumlu.
·         Ebeveynler çocuklarına yaptırdıkları ilk banyoyu “çok önemli bir an” olarak tanımlıyorlar.
·         Ebeveynler banyo sonrası çocuklarının kokusunun “dünyadaki en güzel koku” olarak tanımlıyorlar.
JOHNSON’S® Global Banyo Raporu, Nielsen tarafından Türkiye’de ve Harris Poll tarafından yedi ülkede (İngiltere, Brezilya, Kanada, Çin, Hindistan, Filipinler, A.B.D)  internet üzerinden gerçekleştirilen ve küçük yaşta çocuğu olan 3900’den fazla ebeveynin katıldığı anket çalışması ile oluşturulmuştur.

* Banyo süresine, banyoya hazırlık aşaması ve banyo sonrası çocuğu kurulama, saçını kurutma vs dahildir.

TÜRK EBEVEYNLERİN YAKLAŞIK ÜÇTE İKİSİ (%64) BANYO ZAMANININ BEYİN GELİŞİMİNDEKİ ÖNEMİNİ HAFİFE ALIYOR



JOHNSON’S®  yeni kampanyası ile çocuk gelişiminde banyo zamanının ardında yatan
bilimin önemine dikkat çekiyor
JOHNSON’S® bebek cilt bakımındaki 125 yıllık bilgi birikimini ile araştırmalarını bir adım öteye taşıyarak, sağlıklı bebek gelişiminin arkasındaki bilimi keşfediyor.  Duyuların bebek gelişimindeki önemine dikkat çeken JOHNSON’S®, araştırmalarda elde edilen bulgularla, dokunma ve kokunun çocukların sosyal, kognitif, duygusal ve fizyolojik gelişimi üzerindeki faydalarını vurguluyor; banyo ve masajın aslında göründüğünden çok daha fazlası olduğunu belirtiyor.
Banyonun ve masajın önemli rolünün ebeveynler tarafından anlaşılmasına yardımcı olmak için, JOHNSON’S® tüm dünyada “ÇOK DAHA FAZLASI” kampanyasını başlatıyor. Kampanya banyo ve masajın, ebeveynlere bebeklerinin duyularının tüm gücünü açığa çıkartabilme ile beraber bebeklerinin öğrenme, düşünme, sevme ve büyüme becerilerini geliştirmek için benzersiz bir fırsat sunduğunun altını çiziyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bebeklerin sağlıklı büyümesi ve beyinlerinin gelişimi için bebeklerin tüm duyularının uyarılmasının gerektiğini belirtmektedir.  JOHNSON’S®’ın da desteklediği ve banyonun temizlenmekten çok daha fazlası olduğunu öne çıkartan uluslararası araştırmaların çıktıları ise oldukça etkileyici.
Bu araştırmalar, banyo sırasında baloncuklar ile oynamanın bebeğin el-göz koordinasyonunu geliştirmesine [1] ve nesneleri keşfetmesine yardımcı [1],2 olduğunu gösteriyor. Banyo sohbetleri, bebeklerin dil ve konuşma gelişimi üzerinde de etkili. Araştırmalar ebeveynlerin sohbet ettikleri bebeklerin  akranlarına nazaran, 2 yaşına geldiklerinde daha geniş bir kelime dağarcığı 3ile konuştuğunu ortaya koyuyor. Banyo ve masaj aracılığı karşılıklı cilt temasının kurulmasının hem bebeklerde hem de ebeveynlerde stres düzeyini (kortizol) azalttığını 4,5  da aynı şekilde bu araştırmalar ile belirlenmiş. Rutin olarak dokunulan ve masaj yapılan bebeklerin (bu deneyimleri yaşamayan bebeklere kıyasla), %50 daha fazla göz teması kurduğu 6, aynı zamanda genel anlamda üç kat daha fazla olumlu ifade sergileme (gülümseme, göz teması) olasılığı olduğunu 7 çarpıcı bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Yine bu çalışmalar bebeklerin hoş kokulu bir banyo ürünü ile yıkandıklarında, kokulu banyo ürünü ile yıkanmayan bebeklere kıyasla, ebeveynlerine %30 daha fazla bağlılık sergilediklerini 8ve bu bebeklerin uyku öncesinde ağlamalarının yaklaşık %25 daha az olduğunu gösteriyor 9.
Banyo ve masajın bebeğin gelişimi için faydası araştırmalar ile kanıtlanmış iken, JOHNSON’S®’ın dünyada Türkiye dahil 8 ülkede  gerçekleştirdiği internet üzerinden yapılan anketin sonuçlarına göre, ebeveynlerin banyo ve masajın bilimsel faydalarını bilmediği görülüyor.  Dünya genelindeki ebeveynlerin sadece %42’si banyo zamanını bebeklerinin beyin gelişimi için son derece önemli bulduğunu söylerken, bu oran Türkiye’de %36 ile dünyanın da gerisinde. Bebek gelişimi için oldukça önemli olan banyo Türkiye’de toplam 18 dakika sürerken,  dünya ortalaması 20 dakika. Ayrıca, Türkiye’de ebeveynlerin bebek yıkama sıklığı da dünyadan oldukça düşük, Türk aileler çocuklarına haftada iki kere banyo yaptırırken bu rakam dünya genelinde 6, hatta Brezilya’da yıkama sıklığı haftada 9’a kadar çıkıyor. Dünya genelindeki ebeveynlerin %23’ü ile kıyaslandığında, Türk ebeveynlerinin %32’si bebeklerinin beyin gelişimi için masaj yapmanın son derece önemli olduğunu söylediğine dikkat çeken ankete göre, Türk ebeveynler dünya geneline göre dokunmanın gücünü daha önemli görseler dahi bu oran hala oldukça düşük.
JOHNSON’S®, ÇOK DAHA FAZLASI kampanyası kapsamında, 10 Mayıs 2015, tarihinde Anneler gününden itibaren yola çıkacak olan mobil “JOHNSON’S® Bebek Bakım Merkezi” ile ülke çapındaki hamilelere ve annelere bu bilimsel faydaları anlatmayı hedefliyor. 30’dan fazla ili ziyaret edecek olan “JOHNSON’S® Bebek Bakım Merkezi” dört farklı bölümden oluşuyor : “Seminer Köşesi”nde, annelere uzmanlar tarafından sağlıklı bebek gelişimi eğitimi verilirken; “Bebeğime Mektup Köşe”sinde, anneler doğacak bebeklerine duygularını ifade etme şansını bulacaklar.  Anneler eğitim alırken çocukları “Oyun Köşesi”nde hoşça vakit geçirebilecek ve “Sohbet Köşesi”nde ise anneler birbirleriyle deneyimlerini paylaşabilecekler.

JOHNSON’S® markasının 14 Nisan 2015 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirdiği ünlü televizyon programcısı Esra Erol’un yönetimindeki toplantıda,  Yeni Doğan ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman, Johnson & Johnson Profesyonel Program Müdürü Ecz.Buket Halvaşi ve dünyanın bir numaralı parfüm üreticisi Givaudan’dan Anne Churchill, dokunmanın, banyo-masaj ritüelinin ve kokunun bebek gelişimi üzerindeki etkileri ile ilgili bilimsel verileri paylaştılar.

Sizde Olimpik anne misiniz?

www.bebeimgeliyor.com Esra Ertuğrul Siz de Olimpik Anne misiniz? P&G Türkiye ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi çok güzel bir projeye imza atmışlar. ‘’Olimpik Anneler’’
Ben gerçekten çok önemli bir proje olduğuna inanıyorum. Altuğ da 3,5 yaşından beri hem okulda hem de biz bir spor merkezine götürerek, yüzmesi için teşvik etmeye çalışıyoruz. Spor yapan çocuğun kendine olan özgüveni ve disiplininin çocuğun gelişimine çok fazla katkı sağladığına inanıyorum. Biz Altuğ’unun gelişimine ne kadra katkı sağladığını yaşayarak görüyoruz. Olimpik anne projesi de bence benim inandığım şeylerle paralel. Ben olimpik anne olmaya çalışıyorum. Siz de olimpik anne olmak isterseniz biraz size bu projeden ve ne kadar önemli bir konu olduğu hakkında bilgi vermek isterim. Olimpik anne projesindeki amaçları; annelerin çocuklarını spora yönlendirmelerini teşvik etmek, bilinçlendirmek ve bilinç oluşturmak. Bunların yanında sporun hayatlarına kattığı sosyalleşme, disiplin, özgüven gibi değerleri vurgulamak. Bu nedenle anneleri sporun insan hayatına kattığı fiziksel, ruhsal ve mental sağlık konusunda bilinçlendirerek annelerin çocuklarını spora yönlendirmelerini ve çocukların sporla büyümesini istiyorlar. Proje kapsamında, annelerin çocuklarını spora yönlendirmeleri ve farkındalık yaratmaları amacıyla sporcu anneleri, çocuklarına spor yaptıran anneler ve fikir önderlerinden oluşan Olimpik Anneler Kurulu oluşturuldu. Bu kurulun en önemli özelliği Türkiye’de spor alanında kurulmuş ilk sivil toplum örgütü olması. Bizlerde Olimpik anne olmak istersek çocuğumuzun yaşına ve bedenine en uygun sporu araştırarak, ona doğru yönlendirmeliyiz. Bu bilinçten yola çıkarak, alacağınız her P&G ürünüyle, Türkiye’de daha fazla çocuğun sporla büyümesine katkıda bulunabilirsiniz. Olimpik Anneler ve P&G bu proje kapsamında, Türkiye’nin birçok ilini dolaşarak, çocuklarımızın sporla büyümesi için, o illerdeki ihtiyaçları tespit ederek destekte bulunuyorlar. Olimpik Anneler Kurulu, projenin ülke çapına yayılması için Türkiye’nin farklı bölgelerinde ve halk ile bir araya gelerek bilinçlendirme aktiviteleri gerçekleştiriyor. Ayrıca P&G Nisan ayı itibari ile başlayacak 1 paket= 1 destek kampanyası ile alınan her P&G ürününden elde edilen gelirin bir kısmını Türkiye’de çocuklarımızın sporla büyümesi için bağışlıyor.
Bu kampanyanın hazırlanmasında, Türkiye’de P&G tarafından yapılan Türkiye Spor Haritası araştırması sonuçlarından yola çıkıldı. Bizler çocuklarımızın spor yapmasına destek vererek birer Olimpik Anne olabiliriz #OlimpikAnneyim etiketi ile sosyal medyada çocuklarımızın spor yaptıkları anları paylaşabilir, aldığımız her P&G ürünü ile Türkiye’deki tüm çocukların spor yapmasına destek olabiliriz. Sevgili anneler sizler bu konuyla ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz;www.olimpikanneler.com bakabilirsiniz. Esra Ertuğrul www.bebeimgeliyor.com

13 Nisan 2015 Pazartesi

Mamipower sponsorluğunda Bebekte rutin oluşturma ve Bebek masajı seminerim


Bebek doğduktan sonra ona nasıl bakacağınız hakkında pek çok sorularınız olacaktır. Kısaca burada size bilgi vereceğim. Ama 15 Nisan da Mamipower sponsorluğunda Bebekte rutin oluşturma ve Bebek masajı seminerim olacak.
Emzirme düzeni :
Ilk haftalarda emzirme düzensizdir ve bebek her istediğinde emzirilmelidir. Her iki göğsü de eşit sürelerde emzirtmek idealdir. Ancak bu her zaman gerçekleşmez. Bebek bir seferde tek göğsü emerse bir sonraki sefer diğer taraftan emzirmek gerekir. İlk 10 Dakikadan sonra gelen süt daha yağlıdır; bebekte doygunluk hissi uyandırır. Bir göğsü emmesi bu nedenle yeterli olabilir. Günde yaklaşık 10-12 kere emmesi ve ilk 4-6 Ay gece beslenmesi normaldir. Emzirilen bebeğe Su vermek gerekmez
Bebek banyosu :
Göbek düştükten 1 gün sonra banyo yaptırabilirsiniz. Göbek düşene kadar yumuşak bir bezle bebek cildini uygun bir sabunla silin ve daha sonra durulayın. Gün aşırı banyo yeterli olacaktır. Ancak ağzını, çenesini ve genital bölgesini sık sık ıslak, sabunsuz, yumuşak bir bezle silmeniz gerekir. Banyolarında içme Suyu kullanmanız gerekmez.
Ancak cildinde yara varsa veya Ameliyat geçirdiyse kaynamış ve ılıtılmış su kullanmanız gerekebilir. Bu konuda doktorunuzun Tavsiyelerini almalısınız. Suyun ısısını, kolunuzun iç kısmını suya daldırarak test etmelisiniz. Banyo sonrasında cildi durulamak son derece önemlidir. Sabun bebek cildini tahriş edebilir.
Cilt bakımı :
Her banyo sonrası krem veya yağ sürmek gerekmez. Bebek cildi çok hassastır. Krem ve yağlar sürerek cildin terlemesi önlenirse, ufak sivilceler ve isilik tarzında döküntüler ortaya çıkabilir. Eğer cildi kurur ve çatlaklar gelişirse, bir bebek losyonu veya nemlendiricisini günde 2 kere sürebilirsiniz.Bebeğin cildi kuru ise çok banyo yaptırmayın. Banyonun suyuna bebe yağı eklemek de işe yarayabilir.
Yatma pozisyonu :
Bebeğinizi sırtüstü yatırın. Son yıllardaki araştırmaların sonuçlarına göre sırtüstü yatış en güvenli yatma şeklidir. Bebeğin başını uyurken her iki yana çevirebilirsiniz. Bebek uyanıkken yüzükoyun yatırarak kollarının kuvvetlenmesine yardımcı olabilirsiniz. Yastık ve kuştüyü yorgan kullanmayın. Yorganını göğüs hizasına kadar örtün, başına çekmeyin. Bebeği fazlaca ısıtmayın. Yatağında yumuşak oyuncaklar bırakmayın. Bu önlemler SIDS denilen nedensiz beşik ölümlerini önlemek amacıyla tüm dünya bebeklerine önerilmektedir.
Bebek masajı:
Yeni doğanın doğduğu anda iletişim kurabilmek için kullanabileceği en gelişmiş duyusu, "dokunma" duyusudur.  Dokunma duyusu, özellikle dudaklar, dil, kulaklar ve alında olmak üzere tüm vücutta çok iyi gelişmiştir ve bebeklik döneminde çocuğun çevresini algılamasında çok önemlidir. Bebek kendisine dokunulduğunda, kucaklandığında çevresi ile ilişki kurar ve böylece psiko-sosyal gelişimi desteklenir. Anne-babaların bebekleriyle iletişim kurmada kullanabilecekleri yollardan biri bebek masajıdır.  Masaj, bebeği hissetmek ve ona dokunmak için en uygun yoldur. Anne-baba-bebek arasındaki oyunlar, karşılıklı etkileşimde büyük önem taşır.

IMG_9114
Mamipower sponsorluğunda 15 Nisan da Marga da Bebek de rutin oluşturmak  ve bebek masajı seminerim olacak.
Bu seminerde;
Anne sütü ve emzirme
Bebek banyosu
Bebek masajı
Kundaklama
Uyku rutini  anlatılacaktır.
Bu seminer de masaj uygulamalı olarak gerçekleşecek.
İsterseniz hamile isterseniz yeni anne olun, sizleri aramızda görmekten mutlu olacağız.
Mamipower'a çok teşekkür ederim. Bu seminere sponsor olduğu için anneler ücretsiz olarak bu seminere katılabilecekler.
Katılan anneler ve hamileler seminer sırasında Mamipower'ı da denmeyecek. Bu içecek tahıl ve malt içerdiği için anne sütünü arttırmakta çok faydalıdır.
Detaylar için; www.mamipower.net öğrenebilirsiniz.
Katılmak isterseniz, bebeimgeliyor@hotmail.com

3 Nisan 2015 Cuma

ÇOCUKLARDA YANIKLAR






Yanık halen ülkemizdeki önemli sağlık sorunlarından biri. Bu konuda bilinçlenme artsa da, hala eğitim seviyesi ve koruyucu sağlık hizmetlerindeki yetersizlikler, bu sorunun çözülmesine engel oluyor. Türkiye’de yapılan araştırmalara göre her yıl 6.500-7.000 çocuk, yanık tedavisine başvuruyor ve çocukların yüzde 80’i su ısıtıcılar ile çift katlı çaydanlıklar yüzünden yanıklara maruz kalıyor. Her gün 25-30 çocuk, kaynar su, alev yanıkları gibi çeşitli nedenlerle hastanelere, kliniklere taşınıyor. Çocuklardaki yanık vakalarının yüzde 80’i çift katlı çaydanlıklar yüzünden gerçekleşirken, bu vakaların geri kalan yüzde 20’sini ütü, sobayla temas, ev yangınları sonucu oluşan alev yanıkları ve elektrik çarpması yanıkları oluşturuyor. Bebekler ve çocuklarda sıcak sıvılarla haşlanma yanıklarının % 15’inin nedeni ebeveyn ihmal ve istismarı. Kalçadaki yanıklar özellikle ceza olarak çocuğun kaynar su içine oturtulması sonucu ortaya çıkar.

Görüldüğü üzere tablo, ne yazık ki iç açıcı değil. Özellikle bebek ve çocuklarda yanıkları önlemenin bir numaralı kuralı, anne ve babaların bilinçlenmesi, yüksek dikkate sahip olmaları. Ancak beklenmedik durumlar karşısında ne yapmalı, nasıl bir tedavi yolu izlenmeli, bunu da bilmek gerekiyor. Op. Dr. Evrim Uçkunkaya’ya Türkiye’de çocuklarda yanık konusunu, tedavi yöntemlerini, yapılan yanlışları sorduk. 

Yanık izi derken tam olarak ne anlamalıyız? Sosyal ve psikolojik anlamda yanığın insanlar üzerinde etkisi nedir?
Kadın, erkek, çocuk demeden birçok insanın korkulu rüyası yanıklar ve yanıklardan sonra kalacak olan izlerdir. Bu izler sosyal yaşamda zorluklar yaratmasının yanı sıra, kişinin özgüvenini zedeleyen, ömür boyu taşıyacak olunması nedeniyle de sürekli psikolojik sıkıntılara neden olan izlerdir. Yanıklar çocukluk yaş grubunda kazalara bağlı ölümlerin en önemli nedenlerindendir. Haşlanma yanığı, alev yanığı, elektrik yanığı, kimyasal yanıklar ve radyasyon yanıkları gibi etyolojik sebepler ile karşımıza çıkabilen bu zorlu rahatsızlıklar ne yazık ki yanığın derinliğine göre kötü görünümlere sebep olan izler ile sonuçlanır, ki bu izler yüz bölgesinde olduğu zaman çok daha dramatik sonuçlar doğurur. Görünmez kazalar, ihmaller, anlık küçük dikkatsizlikler bazen büyük sağlık hasarlarına yol açabiliyor ne yazık ki…



Çocuklar en çok neden yanıyor?
Çocuklarda yanıklar en fazla sıcak cisimlerin cilde temasıyla yaşanıyor ve cildi yakan etkenin sıcaklığı ile temas süresi, oluşan yanığın ciddiyetini belirliyor. Ülkemizde, hala çocuklarda yanık kazaları sıkça yaşanan ev kazaları arasında yer alıyor maalesef.




Yanığın yarattığı görüntü dışında, ilerleyen süreçte hastaya fiziksel bir zararı da olur mu?
Yanık hem görünüşü bozar, hem de organların fonksiyonunu bozar. Örneğin el yanıklarında yanığın deride bıraktığı iz kadar elin açılması, kapanması, yük kavrayabilme kabiliyeti gibi fonksiyonları da bozulabilir. Çene altında, boyunda oluşan yanık skarı alt çeneyi aşağı çekerek kişinin ağzını kapatmasına engel olabilir. Bu yüzden yanık tedavisi, plastik cerrahinin hem rekonstrüktif (onarım) hem de estetik amaçlı tedavilerindendir.

Estetik Cerrahi ne zaman devreye giriyor?
Yanık travması nedeniyle, akut tedavisi yapılmış bir hastanın, tedavinin ilerleyen aşamalarında, hasara ve kayba uğramış deri ve diğer dokuların yenilenmesine ihtiyacı olacaktır. İşte bu noktada, tüm vücuttaki doku kayıplarının onarımını üstlenen plastik ve rekonstrüktif cerrahi devreye girer. Eksik olan deri ve diğer dokuların yerine konmasının ötesinde, yara bakımında uzman olan plastik cerrahlar, yanığın bakımında önemli rol oynar. Diğer yandan yanık yarası iyileştikten sonra, geç dönemde karşılaştığımız, yanığa bağlı deformitelerin düzeltilerek görünüm ve fonksiyonun iyileştirilmesi plastik cerrahların işidir.

Yanıkta ilk yapılması gerekenler nelerdir?
Yanığın türüne ve etkene göre ilk yardım türü değişir. Ancak genel yanık ilk yardımı çerçevesinde, yanığa sebep olan etkenden uzaklaşılması, yanık yarasının soğuk su dışında herhangibir etkenle temastan kaçınılması, büyük yanıklarda ısı kaybının önlenmesi ve mümkün olan en kısa zamanda bir uzmana başvurulması gerekir.

Neler Yapılmalı-Neler Yapılmamalı?

- Güneş yanığı gibi yüzeysel yanıklar ne sürerseniz sürün kendi kendine iyileşecek yanıklardır. Yüzeysel yanıklar için diş macunu ve yoğurt gibi maddelerin faydası veya zararı yoktur. Derin yanıklarda ise bu maddeler son derece zararlı sonuçlar doğurabilir.
- Kendi kendine 10 gün içinde iyileşecek olan yüzeysel yanıklarda amaç bu süreci en ağrısız ve konforlu tamamlamaktır. Bunun için yanık bölgesinin yağlı pomatlar ile örtülmesi yeterli olacaktır.
- Ağrıyı gidermek için yanık bölgesine lokal anestetik içeren pomat veya kremlerin sürülmesi son derece tehlikelidir. Bu maddelerin, bütünlüğü bozulmuş deriden emilimleri kontrolsüz olacağından, başta kalp ve dolaşım sistemi üzerinde olumsuz sonuçlara neden olabilirler. Yanık pansumanı yapıldığında hastanın ağrısı azalacaktır.
- Ağızdan antibiyotik hap kullanımına ezbere başlanmamalıdır. İltihap bulgusu olmadan antibiyotik kullanmak hem gereksiz hem de zararlıdır.
- Evde meydana gelen küçük haşlanma yanıklarında musluk suyu ile soğutma yaptıktan sonra topikal krem veya pomadlar ile kapalı pansuman yapmak yeterli olacaktır. Bu ajanlar derinin kuruması ve gerilmesi nedeniyle olan yangıyı ve ağrı hissini azaltacaktır. Hastaya analjezik verilebilir.
  

Yanık ve yara izlerinin tamamen tedavisi mümkün müdür ?
Yara ve yanık izlerinin düzeltilmesinde teşhisinin ve tedavi süresinin zamanı her yara ve yanık izine göre değişebilir. Yara ve yanık izlerinin giderilmesinde ilk prensip, izin olgunlaşmasının beklenmesidir. Tedavilerin zamanlaması yaranın durumuna ve hastaya göre planlanmaktadır. Bazı yaralarda tedaviye hemen başlanabilirken, bazılarında yara olgunlaşması olan ortalama 6 ay beklenebilir. Etrafı kızarık, deriden kabarık durumda bazen kaşıntılı olan izler en rahatsız edici olanlarıdır. Bu özellikler, izin daha henüz olgunlaşmadığını gösterir. Bazı izler sınırları düzensiz olarak iyileşir. Özellikle parçalı kesilerde, dikiş sırasında deri parçalarının aynı seviyede dikilememesi, seviye farklarını ve düzensiz yüzeyleri oluşturur.

Yanığa bağlı hangi deformiteler plastik cerrahi tarafından düzeltilir?
-Yanığa bağlı gelişen kulak-ağız-burun deformitelerinin
(burun deliklerinde ve ağız açıklığında daralmalar ve buna bağlı solunum ve beslenme zorlukları)
-Yanığa bağlı gelişen kaş- bıyık-sakal bölgelerindeki “kıl-saç” eksikleri
-Saçlı derideki yanık izleri

-Göz kapağı deformiteleri
(göz kapağı kapatamama, göz kuruluğu...)
-Yanığa bağlı oluşan göğüs-meme deformiteleri
-Yanık sonrası oluşan kötü görünümlü izler

-Yanık sonrası parmak-el-kol deformiteleri
-Yanığa bağlı deri eksiklikleri

Türkiye’de çoğu kişi (ünlüler bile) yara izleri ile yaşıyor, izlerini tedavi ettirmek isteyenler neden size geliyor?
Bu izleri silmek aslında, o ana ait kötü izleri de silmek demek aslında. Yara izleri (skar), kişinin dış görünümdeki estetiğini bozsa da asıl sebep, o anın silinmesini istemektir. Aslında herseyin başında yüzde yüz güven yatıyor, doktor hasta ilişkisi mükemmel olmalı ve hasta gercekten tedavinin başından sonuna kadar kendini yanlız hissetmemeli. Ben hastalarıma vakit ayırıp onlarla dertleşip sohbet de ediyorum ve hastaların bana gelmesin en büyük sebebi hastalarıma kendime uygulamayacağım prosedürü asla yapmamam.

İnsanoğlu tarih boyunca gençleşme ve güzelleşme peşinde olmuştur. İlginç olan bu sır uzaklarda değil kendi bedenimizde ve üstelik hiç önemsemediğimiz hatta düşman olarak gördüğümüz yağ dokusu içindedir.  Ben hastalarıma öncelikle konservatif yöntemlerle yardım etmek isterim, ancak konservatif terapinin fayda getirmeyeceği noktalarda ameliyat en önemli kozumdur. Her şeyin başı önce sağlık sonra estetik diyerek başlarım işime.

Op. Dr. Evrim UÇKUNKAYA
Estetik, Plastik ve Rekonstüktrif Cerrahi


2 Nisan 2015 Perşembe

Blw Türkiye Facebook grubuma katılmak ister misiniz?




Baby led weaning, beni takip eden anneler bilirler. Son dönemde en çok ilgimi çeken bir konu!
Ek gıda sürecinde alternatif bir yöntem. Anne sütü ağırşlıklı beslenen bebeğin , kendi kendine yemesi için desteklenen ve kendi kendine yemek yemesi sağlanan bir yöntem. Bence mucize!
Bebeğin kontrolünde ilerliyor olması, ek gıda sürecinin eğlenceli ve biraz kirli olmasını seviyorum sanırım:)
Altuğ da denemeye başladığım ve sonunda çok rahat bir geçiş sağladık. Benim oğlumun dışında da pek .ok anne gerek benimle yüzyüze katıldıkları seminerlerimde gerek de online seminerlerim yoluyla tanışıp, cesaret alarak başladığı ve sonunda çok da mutlu oldukları bir yöntem.
Özellikle instagram hesabımdan beni takip eden annelerin daha fazla ilgisini çekiyordu. Bir süre instagramn da devam ettim, tanıtmaya, annelerle paylaşmaya.
Gün yayıncılık da bu yöntemin en iyi klauzu ''O tabak bitecek''adlı kitabı da çıkarınca bu yöntemi artık annelerle kolayca uygulamaya başlayabildi. Sizde bu kitabı alıp-okumak isterseniz birçok kitabevinde ve online kitap satıcılarında bulabilirsiniz.
Be daha da fazla anneyle bu bilgileri paylaşmak, onların denneyimlerinden nben ve diğer annelerinde faydalanması için facebook da #blwturkiye grubunu açtım:))
Çok kısa süre oldu ve hızla büyüme devam ediyoruz:))
Siz debu yöntemi başlamak ya da deneyimlerinizi paylaşmak iserseniz facebookdaki Blw Türkişye grubumuza bekleriz!!!
6 Nisan da 16:00-18:00 arasında #blwturkiye grubumda online olacağım. Sizlerin sorularını cevaplarkenb, deneyimlerinizi de paylaşmanız bekleyeceğim:))

1 Nisan 2015 Çarşamba

Diş çıkarma sırasında uyku eğitimine başlamayın!



Diş çıkarma dönemi uykuyu etkileyebilir.Ama pek çok ailenin beklediğinden veya sandığından çok daha azdır. Genellikle, iyi uyuyan çocujlar diş çıkarmaya başladıklarında (1-2 yaş arasında çıkan ve daha fazla ağrıya yol açan azılar hariç) uykularnda hafif bozulmalar yaşarlar.Ama aşırı yorgun veya kendi kendilerine uyumayı bilmeyen çocuklar diş çıkarırken daha fazla sıkıntı çekebilirler. Şöyel der gibidirlşer; ''Zaten yorgunum, nasıl uyuyavcağımı bilemiyorum, şimdi bir de ağzımda bu ağr var. Bu beni .çıldırma noktasına getirecek, o zaman ben de kalkıp bağıracağım.''
Uyku bozukluğunun ne kadarının o küçük yeni dişlerden kaynalandığını anlamak için, gündüz davranışlarını gece davranışlarıyla karşılaştırın.Eğer gün içinde her zaman ki gibi davranıyor ama geceleri fazladsana huysız veya zor bir çocuk oluyorsa, sorunmuhtemelen dişler değildir.Genelde neşeli olan bir çocuk gece-gündüz perişan haldeyse, sıkıntı pekala özellikle ağrı veren bir diş olabilir.
Diş, dişetinden çıkar çıkmaz , ağrı genelde azalır. Çocuklara uygun bir ağrı kesici kullanma konusunu çocuk doktorunuza danışın.Altuğ'unun diş çıkarma döeminde soğuk taze soğan çiğneyerek rahatladığı olmuştur.Diş fırçası çiğnemekden de hoşlanırla.Pişik, düşük ateş, ishal uykunun bölünmesi, aşırı salya , iştahsızlık ve huysuzluk gibi pek çok belirti gösteren çocukla da çalıştığım oldu ama bunlar azınlıktaydı  ve diş çıkar çıkmaz sorunlar da genelde ortadan kalkıyordur.
Eğer sizin bebeğiniz de diş çıkarma dönemindeyse uyku eğitimini 1-2 günlüğüne ertelemeyi düşünebilirsiniz.Bu dönemde çocuğunuzu daha fazla yatıştırıcı davranmak, çocuğunuzu biraz dahakucağınıza alı pışpışlamak isteyebilirsiniz ..