28 Nisan 2015 Salı

Doğum çantası



Doğuma giderken yanınızda bulundurmanız gerekenleri ortalama 30. hafta gibi artık hazır olmasında fayda vardır. Ben Altuğ'uyu doğurmadan önce 34 -35 gibi diyordum. Ama kendim 30. hafta erken doğurunca farkında olmadan 30 demeye başladım:)) Ve bu çantanıza eklediklerinizin yedeklerini eşinize gösterin.
Kendiniz ve bebeğinizin için eklediklerinizin dışında mutlaka baba  içinde çantanızda  bir şeyler bulunsun. Yanınızda getirdiklerinizin sayısı normal veya sezaryen olup, hastanede kalma sayısını göz önünde bulundurarak belirleyin. Ayrıca bebeğiniz için getireceğiniz kıyafetlerin sayısını da hastanede bebeğe kendi kıyafetlerini giydirip-giydirmemelerine göre karar verin. Böylece çantanızda gerçekten size gerekli olan şeylerden oluşacaktır. Bunun  için doğum öncesinde hastane ziyareti yapıp, hastane prosedürlerini öğrenmek de çok işinize yarayacaktır.
Hafta-Hafta-Hamilelik

Kendiniz için yanınızda bulunması gerekenler;
-2-3 gecelik ve ya pijama,
-Sabahlık ve mutlaka 2 adet şal. Bu şallar yatarken emzirme sırasında boynunuzu örtmek de çok kullanışlı olacaktır.
-3-4 tane Çorap. Yaz bile olsa doğumhane veya ameliyathaneler soğuk olduğu için gerekli olacaktır.
-İç çamaşır. Kilotların özellikle ilk günler için kullan-at olanlarından alabilirsiniz. Sütyen; emzirme sütyeni olarak 2-3 adet bulunmasında fayda vardır.
-Hastane için de kullanacağınız bir terlik
-Kişisel bakım malzemelerini( diş fırçası, makyaj malzemeleriniz, tarak gibi.)
-Şampuan, sabun, havlu gibi malzemeleri hastanede size veriyorlar. Ama kullanmak istemezseniz yanınızda bulundurabilirsiniz.
-Göğüs pedi , hijyenik kadın pedi ve göğüs ucu kremi. Bunu çoğu özel hastane hastane kullanmak için size veriyor. Ama göğüs pedinden 2-3 tane yedek yanınızda bulundurabilirsiniz. Devlet hastanesinde doğum yapacaksanz o zaman yanınızda bulunmasında fayda vardır.
-Eğer siz normal doğum düşünüyorsanız yanınızda hastane odasını kendinize göre  malzemeler getirebilirsiniz. Pilates topu, masaj yağı, sevdiğiniz bir müzik cd ve cd çalar, tütsü gibi.
-Kişisel  evraklarınız da yanınızda bulunsun. Tahlil, sigorta kartnız gibi.
-Hastaneden çıkış da giyebileceğiniz rahat kıyafetler. Yolda emzirme ihtimali olacağından ona uygun kıyafetler tercih edilmelidir.Ya da emzirme için emzirme önlüğünüz yanınızda bulunabilir.
Cute-Baby-hdwallpapers
Bebeğiniz için yanınızda bulunması gerekenler;
-Bebeğinize kıyafetlerini hazırlarken hastanede size kıyafetlerimi yoksa hastane kıyafetlerini bebeğinize giydirecekler mutlaka bunu önceden öğrenip, sayıları ona göre karar vermekte fayda vardır.
- 4-5 adet İçine giydireceğiniz body( kısa veya uzun kollu olması mevsimine göre karar verebilirsiniz.)
-4-5 adet Tulum
- 4-5 adet eldiven , çapka ve patik
-1-2 adet Penye battaniye
-Yedek bebek bezi. Hastanelerde bebek bezlerini kendileri verirler. Ama siz yine de 3-4 adet yanınızda bulundurun.
-Yenidoğan bebeğinize uygun ıslak mendil.
-Bebek için hazırlanmış ağız bezleri
-Hastane çıkış takımı
-Hastaneden çıkarken bebeği taşımak için ana kucağı veya port bebe..Bazı özel hastanelerde yeni bir uygulama var. Eğer ana kucağınız yanınızda değilse sizi taburcu etmiyorlar, bebeğin güvenliği için. Buna dikkat edin, lütfen.
-Eğer siz ikiz bebek bekliyorsanız bu malzemeleri her bebek için ayrı ayrı hazırlayın:)
Baba için yanınızda bulunması gerekenler;
-Yedek kıyafetler
-Hastane içinde kullanacağı rahat kıyafet
-Pijama takımı
-Terlik
-Kişisel hijyen için gereken malzemeler ( traş takımı, deodorant gibi.)
-Bilgisayar, kamera, fotoğraf makineleri ve yedek pilleri
-Kitap, dergi gibi okuyacak malzemeler

Süt sağmak için pompa hastanede olduğu için gerekirse bebek odasında temin edebilirsiniz. Varsa bile boşuna yanınızda taşımayın.Bebek odasından mutlaka hastane tipi süt sağma pompası (ihtiyacı olma ihtimali göz önünde bulundurarak ) kiralayacağınız bir merkezin telefon numarasını isteyin. Eve gittiğiniz de gerekli olursa , hazır da numarası bulunsun .
Emzik, biberon gibi malzemeleri doğum çantanıza koymanıza gerek yoktur. Hastane de gerekirse , hastane içinde hemen temin edilebilir. Anne sütü ağırlıklı beslemeyi planlıyorsanız ilk 6 haftanın sadece emzirmeyle geçmesi gerektiğini unutmayın!

Şimdiden hayırlı doğumlar diliyorum!!

Hamilelikte güzellik önerileri



Güzellik kendimizi iyi hissetmemizi, kendimize güven duymamızı sağlayan önemli bir kavram. Ve biz çeşitli sebeplerle, güzelliği sadece incecik olmakla bağdaştırmışız. Hepimizde bir zayıflama telaşı. En ince olanlardabile! Hal böyle olunca, hamilelikle birlikte alınan kilolar nedeniyle hep estetik kaygılardan bahsediliyor. Oysa bence hamilelik; en estetik,en saygı uyandıran ve kadına ayrıcalık sağlayan bir dönem. Girdiğiniz her ortamda bu sayede size gösterilen ekstra özenin tadını çıkarın doyasıya. Fazla kilolar, tabii eğer hamilelikteki kilo alımını ideal sınırlar içinde tutabilirseniz (12 kg.civarı), doğumdan sonraki koşturmaca içinde nasıl olsa gidecek…
Ben koca göbeğimden hoşnut, daha çok içindeki canıma konsantre bir hamilelik dönemi geçirdim. Altuğ'a hamileliğimde  kontrollü olmaya çalışarak 6 kilo aldım. Ama hamileliğin estetikle ilgili endişeleri göbek sahibi olmaktan ibaret değil. Bunu da tecrübe ettim. Örneğin; hamileliğimde, çatlakları önlemek adına karın bölgeme sürdüğüm kremi göğüslerime sürmeyi de ihmal etmemiştim. Hamilelik lekelerinden de nasibimi almıştım, ama doğum sonrasında sihirli bir değnek değmişçesine kendiliklerinden kayboldular. Biz kadınların güzellik ve estetik kaygıları hiç bitmiyor zaten. Hele bebeğimizi sağlıkla kucağımıza bir alalım… Emin olun; hamilelikten kalan, önleyemediğimiz sorunlar için pek çok çözümü tıp dünyası bize sunuyor.
Cilt sorunlarına hazır olun
Hamilelik döneminde çatlaklar, varis, hamilelik lekeleri ve daha pek çok cilt sorunu kendini gösterebiliyor. Gerekli önlemler alınmazsa, bazıları doğumdan sonra da kalıcı oluyor. Başınıza gelecekler konusunda bilgi sahibi olur, önlem almayı ihmal etmezseniz, bu sıkıntıları çok hafif bir şekilde ve fazlaca kafanıza takmadan atlatabilir, keyifli ve güzel bir hamilelik süreci geçirebilirsiniz.
Kadınlık, annelik yeteneğini östrojen hormonuna borçludur. Artan östrojenin, bir bakıma yan etkileri sayılabilecek değişimlerin büyük çoğunluğu, doğum sonrasında normale döner. Kalıcı olan sorunlarsa, gereksiz kiloların sonuçları veya güneşten kaynaklanan lekeler olur. Hamilelik, dişiliğin olağanüstü bir üretim vefaaliyet dönemidir. Cenin rahme düştüğü andan itibaren, vücutta büyük değişimler başlar. Yeni bir can yaratmanın hummalı faaliyeti içinde, cilt de payına düşeni alır ya da verir. Bunlar bazen çok tatlı sürprizlerdir. Örneğin; saçların kalınlaşıp canlanması, göğsü küçük olanların hayallerindeki dekolteye kavuşması gibi. Ama diğer belirtilerin çoğu, annelik içgüdüsünün mucizeleri olmasa göze alınmaz.

Hamilelik bir bakıma yaşamın ve bedenin tazelenmesidir. Ama her şey gibi zıttını da içinde taşır. Deformasyon ve yıpranma ihtimali, kadınları tedirgin eder. Bunların çoğu geçicidir, ama kimisi kalıcı olabilir. İyi önlem alındığı takdirde sorunların çoğu atlatılabilir.
Hamileler her şeyden çok formlarını kaybetmekten ve ciltlerindeki olası lekelerin, çatlakların, varislerin kalıcı olabileceğinden endişe ederler. Kimi zaman kaşıntılar, lekeler oluşur, benler çoğalır, karın derisi çatlar ve hemoroitler çıkar. Hamilelik sırasında cilt daha fazla yağ üretir, ter bezleri ise daha az çalışır. Diş etlerinde kızarıklık ve kanamalar görülebilir. Bütün bunlar anne adaylarının moralini bozar.
Hamilelik süresince, düzenli aralıklarla bir kadın doğum doktoruna gidilir. Bu çok önemlidir. Anne ve bebeğin sağlığı, doğumun kolaylaştırılması için elden gelen her şey yapılır. Ancak bu aşamada estetik sorunlar genellikle göz ardıedilir. Oysa eninde sonunda doğum olacaktır, bebek toparlanacaktır ve anne yeniden aynaya bakacaktır.
Hamilelikte görülen cilt sorunlarının çoğu geçici olmakla birlikte, kalıcı olabilenleri için de birçok önlem alınabilir. Veya bazı değişimleri olduğu gibi kabul etmek gerekebilir. Bunlar nelerdir, endişe etmeye veya gözden çıkarmaya değer mi, bu soruların cevabına şimdi göz atacağız.
Hamilelik boyunca östrojen hormonu çok yüksek seviyelerde bulunur. Hamilelikteki cilt sorunlarının esas kaynağı budur. İkinci neden cildin gerilmesidir. Üçüncü etken, artan ağırlıktır. Kilolar kılcal damarları etkiler ve varislere, hemoroitlere yol açar. Diğer bir sorun yine, yeniden güneş etkileridir.
Hamilelik lekelerini incelemeden önce hemen şunu söyleyebiliriz; hamilelik lekeleri için endişeye gerek yoktur. Lekelerin tümü doğumdan sonraki bir yıl içinde kaybolur. Yeter ki bunlara güneş lekeleri eklenmiş olmasın!
Güneş ışığı tüm hamilelik lekelerini pekiştirir. Bu nedenle hamilelik boyunca cildin güneşten korunması, hiç ihmaletmeden yüksek faktörlü güneşten koruyucu krem kullanılması gerekir. Hamilelik süresince ne güneşlenmene de solaryum hiçbir şekilde tavsiye edilmez.
Hamilelerin büyük çoğunluğu, belli bölgelerinde ciltlerinin karardığını fark ederler. Esmer tenli kadınlarda bu daha belirgin olur. Siyah renkteki bu hamilelik lekeleri, en çok koltuk altlarında, meme başlarında ve genital organlarda ortaya çıkar. Ciltte daha önce bulunan renk kontrastları da artar. Çiller veya benler daha belirgin hale gelir. Özellikle de et benleri... Bu renk koyulaşması, yükselen östrojen hormonu nedeniyle renk pigmentlerinin (melanosit) artması sonucunda olur.
Hamileliğin ikinci yarısına varıldığında, bazı kadınların yüzünde, maskeye benzeyen bir lekelenme görülür. Bu lekeler alın, şakaklar ve yüzün ortasındadır. Görüntü, yüzün sağında ve solunda, aşağı yukarı simetrik, düzensiz, belirgin sınırları olan bir renk koyulaşması olarak tarif edilebilir. Bu duruma hamilelik maskesi veya tıbbi adıyla"melasma" yahut "kloasma" denir. Bu şikayet, hamile kadınların yarısından fazlasında görülür. Bu da büyük bir ihtimalle aşırı östrojen üretimine bağlı olarak oluşur. Hamilelik lekeleri genellikle doğumdan sonraki bir yıl içinde kaybolur. Kaybolmayacak olursa, doktor hidrokinon içeren bir krem kullanılmasını tavsiye edebilir. Bazı doktorlar tretinoin tedavisini önerirler. Meyve asitleri ve peeling uygulanması da çok başarılı sonuçlar verir.
Hamilelik boyunca doktor, kilo alımını takip eder. Anne adayının bu 9 aylık süreçte 12 kilo kadar alması normaldir. Aşırı yemek, hareketsizlik, fazla kilo, hamileliğin sıkıntılarını artırır. Doğum güçleşir ve sonra tekrar forma girilmesi güç olur.Ancak ödem, fazla kilolarla genişlemenin ve karın şişmesinin dışında bir durumdur. Birçok hasta yüzünde, ayak bileklerinde, ayaklarında ve ellerinde şişlikler olduğunu fark eder. Bunlara parmağıyla bastırdığında beyaz bir iz kaldığını görür. Şişliğin ödem olduğu anlaşılır. Hamileliğin ilerleyen aylarında az veya çok herkeste ödem görülür. Bu kimi günler artar, kimi zaman azalır. Biraz ayakta durunca veya akşamları çoğalabilirken, sabah her şey normale dönmüş olabilir. Kalp veya böbrek rahatsızlıkları olduğundaysa vücut daha fazla su toplar ve şişkinlik ciddi boyutlara ulaşır.En iyisi, ödem başladığında doktora danışmaktır. Bu genelde olağandır, ama altında yatan başka sorunlara karşı ihtiyatlı olmak yararlıdır. Ödemin herhangi bir böbrek veya kalp yetmezliğine işaret ettiği anlaşılırsa, bu durum anne ve bebek açısından tehlikeli olabilir.
Çatlaklar oldukça yaygın bir sorundur. Neredeyse bütün hamileliklerde, en azından karın bölgesinde çatlama görülür. Bunların tıbbi adı"stria"dır. Nedeniyse gayet açıktır. Biraz kilo alındığında deri gerilir ve esner. Fazla kilo alındığında bu durum deriyi daha çok zorlar, esneme yetersiz kalır. Hamilelikte karın ve göğüsler çok büyüyünce, gerilen deri çatlar. İlk belirtiler hamileliğin altıncı ve yedinci aylarında pembe eflatun arası bir renkte başlar. Giderek mor bir renk alır. En sonunda beyazlaşır. Bu aşamadans onra, genellikle kalıcı olur.
Çatlaklar karın bölgesinde, göğüslerde, üst kollarda ve kalçalarda görülür. Doğumdan sonra hafifler ancak kaybolmaz. Ne yazık ki tümüyle önüne geçmek mümkün değildir. Bazı kremler, hamilelik boyunca düzenli olarak kullanılırsa, nispeten yararlı olur.
Hamilelerdeki çatlaklar henüz pembe veya mor renkteyken, tedavi edilmeleri daha kolaydır. Beyazlaştıktan sonra iş işten geçmiş olabilir. Bikinilere veda ettiren bu çatlakların tedavisi için birçok yöntem denense de, henüz kesin bir çözüm bulunabilmiş değildir.
Kaşıntı sadece ilk hamileliğe özgü bir sıkıntıdır.Genellikle ilk hamileliğini yaşayan bazı anne adaylarında, kaşıntılı kızarıklıklar görülür. Bunlar karın bölgesindeki izlerden başlar, kalçalara ve kollara doğru yayılır. Doğumdan sonraki birkaç hafta içinde, anne emzirmeyle, bebekle, lohusalıkla haşır neşir olur, yeni duruma alışmaya çalışırken, kaşıntıların da kendi kendine kaybolmuş olduğunu fark eder. İlginç olan, büyük çoğunlukla, bu tip sıkıntıların ikinci hamilelikte tekrarlamamasıdır.
Kaşıntı başladığı zaman, kaşınan bölgelere;Yoğun bir kremle ovularak, kaşınan deri nemli ve yumuşak tutulmaya çalışılır. Bu çok rahatlatıcıdır. Kaşıntı dayanılmayacak hale gelirse, doktor antihistaminik bir ilaç verebilir. Ancak ilaç kullanımı sadece doktor kontrolü altında yapılabilir. Aşırı kilo alan hamilelerde veya ikiz bebek bekleyenlerde bu tür kaşıntı ve kızarıklıklara çok daha sık rastlanır.
Hamilelik sırasında yükselen östrojen hormonunun etkisiyle, kılcal damarlar genişler. Karın bölgesinin şişmesi ve artan ağırlık, kılcal damarların davranışını etkiler. Örneğin; avuç içleri kızarır. Bu olağandır ve doğumdan sonra kısa sürede kaybolur. Yanı sıra birçok hamile, bacaklarının kolayca morarmasından şikayet eder. Özellikle hamileliğin ileri aylarında, vücut ağırlığı bacak damarları üzerindeki basıncı artırır. Bunun sonucunda hamile kadınların yüzde 40'ında varisler meydana gelir. Varisler en çok baldırlarda, üst bacak bölgesinde, vajina ve anüste görülür. Bunlar bazen ağrılı da olabilir. Bazı durumlarda doğumdan sonra kilo verilince, kısmi bir düzelme olur. Ancak kendikendine eski haline döneceklerini ümit etmek boşunadır. Neyse ki, tıp dünyasında varisleri gidermek için gayet etkili tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.

Hemoroit
 sadece hamilelik dönemine veya kadınlara özgü bir sorun değildir. İnsanların yarısında hemoroit bulunur. İki kişiden biri, bu sorunu mutlaka tanır. Nedenleri arasında kabızlık, şişmanlık, şiddetli öksürük, karaciğer sorunları sayılabilir. Hemoroitler, esasında varistir. Anüs çevresinde oluştuğu zaman bu adı alırlar. Anüsün giriş kısmında oluşanlara iç hemoroit, dışında olanlaraysa dış hemoroit adı verilir. Hamilelik sırasında artan vücut ağırlığı damarlara baskı yapar. Bunun sonucunda damarlar şişer. Özellikle kabızlık sorunu olduğunda hemoroitler kaçınılmaz olur. Hemoroitlerin kanaması normaldir. Leke rengi parlak kırmızıysa, kanamanın dışarıda oluşmuş bir hemoroitten kaynaklandığı anlamına gelir. Lekeler kahverengiyse, kanamanın daha derindeki gastrointestinal bölgede olduğu anlaşılır.
Ödem konusunda basit ama etkili tavsiyeler
►Yemek tabağınıza tuz ilave etmeyin. Genelde tükettiğiniz tuzu azaltın. Tuzsuyu tutar ve daha çok ödem oluşmasına neden olur.
►Doktorunuzun önerdiği egzersizleri ihmal etmeyin. Egzersiz, kan dolaşımını düzenler, sıvıların ayak bileklerinde ve ayaklarda birikmesini önler, karın kaslarını kuvvetlendirir ve doğumu kolaylaştırır.
►Ödem söktüren ilaçlar kullanmayın. Bu tür ilaçlar vücut sıvısının atılmasına yol açar ve bebek için tehlikeli olur.
►Gün içinde her oturduğunuzda, ayaklarınızı biraz yükseğe kaldırıp uzatın. Gece yatarken, ayaklarınızın altına yastık koyun. Bu tedbir, ödemin çözülmesine çok yardımcı olur.
►Emin olun, hamilelikteki ödemler, doğumdan sonra kaybolur.
Hemoroit şikayetiniz varsa…
►Hemoroit probleminiz varsa, lifli-posalı gıdalara ağırlık verin. Sebzeler, meyveler, özellikle baklagiller ve kepekli gıdalar size iyi gelecektir.
►Bu gıdaları tüketemiyorsanız veya durumunuz çok acil tedbir gerektiriyorsa, doktorunuz fitil ve kremler önerecektir.
►Hamilelik sırasında, çok gerekli olursa, hemoroitlere cerrahi müdahale yapılabilir.

Hamilelik sürprizi kalınlaşan saçlar…

Saç telleri bazen hamilelik sırasında kalınlaşır. Nedeni, yükselen hormon seviyesinin, saç köklerini (foliküllerini) aktif hale getirmesidir. Bebeği saymazsak, hamileliğin en güzel sürprizlerinden biri budur. Ancak ne yazık ki bu durum pek kalıcı olmaz. Doğumdan sonraki beş ay içinde saçlar pasif döneme geçer ve bu defa dökülmeye başlar. Saç dökülmesi bazen aşırıya bile kaçabilir. Saç dökülmesinin normal ve geçici olduğunu bilmek insanı rahatlatır. Eninde sonunda herşey normale döner. Bebeğin ilk yaş günü yaklaşırken annenin dökülen saçları da geri gelir ve genellikle hamilelik öncesindeki durumuna kavuşur.

Bebeimgeliyor ile Bebeğimin Mutlu İlk Yılı semineri



Bebek hayatımıza gelen en büyük hediye, mucize.
Hayatımızda çeşitli sorumluluklar alsak da bebek çok farklı bir sorumluluk duygusu yaratyor anne de. En azından ben de öyle oldu.
İlk yıl birçok yenilikle karşılaşıyor aile. Bu seminerle anne ve babalara yardımc olmak ve onlara destek olmayı hedefliyorum.
İster hamile olun, isterseniz de yeni anne - baba olun, katılabilirsiniz.
Bu seminer içinde;
-Yeni bebeğin evdeki ilk düzeni
-Yeni doğan bebeğin özellikleri ve bebek bakımı hakkında püf noktaları
-Anne sütü ve emzirme 
-Bebekte rutin oluşturma
-Kolik bebek
-Ek gıdaya geçiş 
-Bebeklere menü oluşturmak  
-Bebekle oyun oynamak
-İştahsız bebek
-Diş çıkarma döneminde bebek ve anne
Ana başlıkları altında bilgilendirmeler yapılacaktır.
Eğitim yeri; Masal Bebek Etkinlik Merkezinde gerçekleşecektir.
Adresi: Kayışdağı cd. Ayşe hatun çeşme sok. Parlak Plaza No: 7/15 Ataşehir
Telefon: 0216 469 70 22
Eğitim ilk defa yapılacağı için Ücretsizdir.
Eğitim tarihi: 30 Nisan 2015 saat 11:00-13:00 arasında olacakatır.
Katılım için; bebeimgeliyor@hotmail.com

27 Nisan 2015 Pazartesi

“Yaratıcı Çocuklara Eğlenceli Oyuncaklar” diyerek çok güzel bir site açıldı, duydunuz mu?

Resim


MucitPanda.com 0-8 yaş arası çocukların özellikle yaratıcılık ve zihinsel gelişimlerini destekleme konseptiyle özenle hazırlanmış bir oyuncak sitesi.

Türkiye'de yaygın bir dağıtıma sahip olmayan ancak çocuklar için eğlenceli, bir o kadar da eğitici anlar yaratacağına inandıkları ürünleri bir araya getirip sosyal medya kanallarında bu markaları öne çıkarmaları Mucit Panda’nın farklılığını yansıtıyor.


Resim





Kurucu ortakları arasında Baby Sensory Türkiye’nin İş geliştirme ve İletişim Uzmanı Duygu Yalçın’ın da bulunduğu Mucit Panda ekibi, sevimli bir pandayı maskot olarak kabul etmiş. “Mucit” sözüyle küçük yaşta zihinsel gelişimin önemine ve geleceğimizin başarılı ve üretken bireylerine dikkat çekerken “Panda” ile de doğa, çevre ve geleceğe dair farkındalıkları sahipleniyorlar. Sitede organik boyayla boyanmış, ahşap, sağlıklı malzemeyle üretilmiş pek çok aktivite oyuncağı bulabiliyorsunuz. Dahası sadece oyuncaklarını değil üretim süreçlerini de yeşile saygı üzerine kurgulamış markaların kullanımı teşvik ediyorlar. Plantoys’un ahşap oyuncak üretiminde arta kalan ağaç parçalarından elektrik enerjisi ürettiğini biliyor muydunuz? Ya da Gigamic markasının üretimde kullanmak üzere kestiği her bir ağaç için yeni iki fidan diktiğini?

Zihin çalıştırıcı ve eğitici oyunlar, sanat ve yaratıcılık setleri, yap-bozlar, birleştir-oyna setler, bloklar, figürler, aktivite ve kart oyunları, dil gelişimi için oyuncaklar sitedeki başlıca kategorileri oluşturuyor. Bu kategoriler altında ise 0-3 ay, 18-24 ay, 5 yaş, 8 yaş ve üzeri gibi özel dilimlerde listelenmiş oyuncakları bulabilmeniz mümkün. Böylelikle MucitPanda.com üzerinden yüzlerce oyun ve oyuncağına kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz.
Resim


MucitPanda.com çocuklarımıza mutlu yarınlar bırakabilmek için Dünya’ya çevre bilinciyle sahip çıkmamız gerektiğini düşünen, anne-babaların çocuk yetiştirirken üstüne titrediği değerlerin, oyun ve oyuncağın bu yolda ne kadar önemli olduğunun çok farkında, genç, dinamik, eğlenceli bir ekip; küçük bir aile yapılanması. Özellikle instagram paylaşımları ve blog yazıları ile ebeveynlere oyun ve oyuncak bilincini aktarmaya çalışıyor, her oyuncağın özgün hikayesini, mesajını, faydasını anlatıyorlar. Bunu da kendi deyimleriyle “panda samimiyetinde” yapmaya çalışıyorlar.

Kiğılı Ege ruhunu şehre taşıyor

Kiğılı 2015 İlkbahar/Yaz koleksiyonuyla gezgin ruhlara sesleniyor


İlkbahar-Yaz için rotasını mavi sulara çeviren Kiğılı; mavi, beyaz, bej ve yeşil tonlarının ağırlıkta olduğu Ege temalı koleksiyonunu tanıttı.
‘Gezgin ruh’ koleksiyonuyla Ege’de mavi yolculuğa çıkacak Kiğılı erkeği, sahil kasabalarının huzur ve rahatlık veren havasını şehirde de yaşayacak.
Kiğılı 2015 İlkbahar/Yaz koleksiyonunda ‘Gezgin Ruh’ temasıyla Ege’nin mistik havasını, doğasını, renklerle barışık sokaklarını, tarihsel dokusunu ve kültürel zenginliğini yansıtıyor. Şehir hayatından denize, yeşile, toprağa kaçışı anlatan koleksiyon, mavi, beyaz, bej, yeşil tonlarının eşsiz uyumunu yansıtıyor.
“Gezgin Ruh” metropolden yola çıkıyor Ege’nin sahil kasabalarında dolaşıyor
Kiğılı bu sezon sizi, balıkçı tekneleri, Ege evleri ve Truva, Efes gibi tarihi birikimlerin konu edildiği kültürel bir gezintiye davet ediyor. Doğanın büyülü enerjisinin sentezlendiği capcanlı bir moda ile sizi mavi yolculuğa çıkaran Kiğılı’nın yeni sezon koleksiyonu, zamanın vintage ve eskimiş yüzünü günümüze taşıyor. Beyaz, pastel mavi, turuncu ve yeşiller, Ege bölgesinin marin ve sahil etkisini günlük hayata yansıtıyor. Koleksiyonda Ege’den gelen sahil ve marin etkisinin cezbedici şıklığı, 70’lerin mikro desenleri, dikey- yatay çizgiler ve ile kumaşın eşsiz dokunma hissi ve hafifliğini ön plana çıkarıyor.
Hafifletilmiş pamuk ofiste size nefes aldıracak
Metropol karmaşası içinde kendini şık olduğu kadar rahat hissetmek isteyenler, Kiğılı’nın yeni sezon koleksiyonuyla şehir hayatında şıklığın öne çıktığı tasarımlarla rahat bir soluk alacak. Ağırlıklı olarak doğal elyafların kullanıldığı tasarımlar, pamukla hafifletilmiş gramajlarda işlenerek üzerinizde yokmuş hissi yaratıyor; baskı ve nakışlar yaz sporlarının ve Ege esintilerinin ikonlarıyla yorumlanarak eşsiz bir şıklık vadediyor.

60’lar ve 70’lerinde geometrik desenlerle karşımıza çıktığı koleksiyonda; blok kompozisyonlardan oluşan desenler, siyah - saks gibi renk bloklamaları ile çizgisel, ekose ve kareli desenler dikkat çekiyor.

Klasik koleksiyonda detay işçiliğin zarafeti sunulurken, farklı kumaş kompozisyonlarında hazırlanan takım elbise, ceket ve pantolonlar erkek gardırobunun vazgeçilmez parçalarından olmaya aday. Üretim ve tasarım kalitesini yansıtan kombinlerdeki zenginlik ve rahatlık Kiğılı 2015 İlkbahar/Yaz koleksiyonuna damgasını vuruyor.


24 Nisan 2015 Cuma

Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!

Soma İçin Bir Olduk:  Hepsi bizim yakınımızdı ki…

Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.

 

Ertesi gün çocukların hiçbiri okula gelmedi...

13 Mayıs 2014, Çarşamba… Kömür madenleriyle bilinen Soma kasabasında meydana gelen elim facianın ertesi günü… Soma’da görev yapan öğretmenler “o gün bizim için çok zor başladı, çocuklarımızın hiçbiri okula gelmedi” diye anlatıyor. Öğretmen Emel Abadan “Öğretmenler odasında sürekli haberleri izliyorduk ve herkes ağlıyordu” diyor. Öğretmen Mustafa Sabur: “Çocuklar okula döndüğünde onlara ne söylerim diye içi içimi yiyordu. Derken bir gün Bilim Kahramanları Derneği’nden geldiler ve etkilenen çocuklar için bir projeleri olduğunu söylediler.”

 

Allianz SomaDA”yı kapsamında, BKD ile yapılan işbirliği sayesinde, Soma çevresinde, olaydan etkilenen 6 ilçedeki 16 okulun, Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvasına katılımı sağladı. 34 gönüllü öğretmen, 150’ye yakın öğrencinin oluşturduğu 17 farklı Allianz SomaDA takımını 4 ay boyunca turnuvaya hazırladı. Bu yolla, öğrencilerin normal hayata dönüşü desteklenirken, psikososyal ve kişisel gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlandı.

 

Allianz SomaDA”nın bir ayağı da faciadan etkilenen ailelerin çoğunlukta olduğu Dursunbey’deydi. APHB ile yapılan işbirliği sayesinde, Dursunbey’de bir psikososyal destek merkezi açıldı. Çocuklara, yetişkinlere ve gruplara yönelik üç görüşme odası bulunan Dursunbey Psikososyal Destek Merkezi’nin hizmetleri, merkeze uzak bölgelere de ulaştırıldı.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

22 Nisan 2015 Çarşamba

Çocuklar Migros’la unutamayacakları bir bayram yaşayacak!

Bu 23 Nisan, çocuklar için çok farklı geçecek. Bayramın coşkusu Migros’un fırsatlarıyla katlanacak. Migros, çocukların yaratıcılığını göstereceği #hayalimiçizdim yarışmasıyla ve benzersiz kampanyalarıyla bu sene de çocuklara iyi gelecek.

Hayalini çiz, tüm dünyaya iyi gelsin.

Rengarenk hayalleriyle her gün yepyeni dünyalar yaratan çocuklara bir sürprizimiz var. Hürriyet’in özel olarak hazırladığı 23 Nisan Hürriyet’i gazetesinin kapak sayfasını tamamen çocuklara ve onların hayallerine ayırıyoruz.

#hayalimiçizdim yarışmasıyla çocuklar hayallerindeki dünyayı çiziyor, benzersiz düşlerini paylaşıyor. Üstelik, resimlerini #hayalimiçizdim hashtag’iyle Twitter’da veya Instagram’da paylaştıklarında, oyuncak sepeti hediyemizi kazanma şansı yakalıyor.
#hayalimiçizdim sayfası aynı zamanda Migros TV’de de yayınlanacak. Çocuklar, bu sayfanın çıktısını alıp #hayalimiçizdim hashtag’iyle de yarışmaya katılabilecek.

Hem çocuklarınıza hem cebinize iyi gelecek fırsatlar!

Migros’ta fırsatlar bitmiyor.

Yazmayı çok seven, en sevdiği kalemi biten ya da rengarenk yeni bir defter almak isteyen çocuklara, tüm kırtasiye ürünlerinde %50 indirim iyi gelecek.
Tüm oyuncaklarda %50 indirim (katalog ürünleri hariç), çocukların hayal gücüne iyi gelecek. 
Kaç yaşında olursak olalım, vazgeçemediğimiz sakız ve şekerlemelerde 3 al 2 öde, yalnızca çocuklara değil herkese iyi gelecek. 
Bambaşka dünyalara yolculuk yapmamızı sağlayan tüm çocuk kitaplarında %50 indirim, çocukların ruhuna iyi gelecek. Yeni maceralara adım atacak, yeni yerler keşfedecek, yeni kahramanlarla tanışacaklar.
Çocukların sınırsız yeteneklerini açığa çıkaran tüm Lego setlerinde %20 indirim onların yaratıcılığına iyi gelecek. 
Barbie, Scrabble, Max Steel, Polly Pocket, Cars, Ever After High, Fisher Price, Planes 2, Acayip Havalı Arkadaşlar, Disney Princess ve Hotwheels markalarında %20 indirim ise en sevdiği oyuncaklara kavuşan tüm çocuklara çok iyi gelecek.

Migros size iyi gelecek.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.